20 Aralık 2024 Cuma

Kelimelerin Ardından

Bugün kelimelere sığınmaktan başka çarem kalmadı. Harap bir bina gibiyim; ne rüzgâra ne de yağmura direnebilirim artık. Kendi kendime soruyorum: Kimdi beni bu hale getiren? Kimdi beni kırıp, incitip bu kadar soğuklara terk eden? Cevap yok, yalnızca bir boşluk var.

Ellerim bir türlü huzura kavuşamıyor. Sanki sürekli bir riyakârlık, sahte gülümsemelerle örülmüş bu sabahların üzerine. Kalbimde bir sızı, ruhumda bir yük… Kim bilir, belki de bu yükü kendim yükledim. Ama yine de merak ediyorum: Bu ıssızlık, bu soğukluk, bu yalnızlık kimin eseriydi?


Sobamda kömür kalmadı bu sabah. Baca tüttü, duman odayı sardı, gözlerime kül yağdı. Belki de bu duman benim içimde birikmişti; çıkacak bir yol bulamayınca gözlerime aktı. İçimdeki karanlık, düşüncelerime bir dert daha kattı. Üstelik bu dert bana ait bile değil. Seni kim üzdü ki, acısı bana düştü?


Ama biliyor musun? En büyük korkum, yalnızlık. Ölümden korkmuyorum; sensizlik asıl korkutucu olan. Burada, bu boş odada, yalnız bir ruh gibi dolanıp duruyorum. Kollarım kırılmış gibi, kanatlarım çıkmış ama uçmaya değil; çaresizlikten. Bir zamanlar umut dediğim şey, şimdi bir şantiye olmuş. Her yer toprak, çamur, yarım kalmış hayallerle dolu.


Yine de, her şeye rağmen harap olmadım diyebilirim. Bu evsizliğe, bu içsel fırtınaya rağmen hâlâ saf kalmayı başardım. Kirlenmedim. Ruhum bozulmadı, soysuzluğun bana bulaşmasına izin vermedim.


Ve işte buradayım. Yıkık hayallerimin ortasında duruyorum, ama biliyorum ki hâlâ ayaktayım. Umudu bir taş gibi elime aldım, o taşla yıkıntılarımı yeniden inşa etmeye başladım. Belki yavaş, belki acılı bir süreç ama bu benim yolum. Kimsenin bozamayacağı kadar sağlam bir yol.


Kelimelerin ardına saklanmış, bir haraplar,

Kim kırdı sizi? Kim incitti, neden bu soğuklar?


Ellerim huzura eremedi hiç,

Kimin riyakârlığı bu ıssız sabahlar?


Sobamda kömür kalmadı, bacam tüttü,

Duman sardı her yanı, gözlerime kül düştü.


Karanlık, kelamıma dert açtı derinden,

Kim üzdü seni ki, acısı bana düştü yeniden?


Korkum, yalnızlıktan örülmüş bir duvar,

Ölmekten korkmam, sensizliğim tek saran.


Kırılmış kolum, gökyüzüne hasret kanatlarım,

Umuda giden yolda, şantiyesin yaralarım.


Harap olmadım diyemem bu evsizlikten,

Ama saf kaldım hâlâ, bozulmadım soysuzluktan.


Yıkılmadım hâlâ, soğuklara direndim,

Umudun taşında inşa ettim yıkık hayalimi.

Hiç yorum yok:

Yorum Gönder

Bilmem kaçı..

Çok uzun zamandır adımımı bile atmadığım, varlığını unuttuğum bir yola girdim. "Uzun zamandır" dediğime bakma, hayatımda hiçbir yo...